Kadın yalnızdı.İçi acının sıcaklığıyla ısınmıştı.Oysa o üşümeyi severdi.Üşümeyi istiyordu ama çırılçıplak kalsa bile bu sıcaklığın geçmeyeceğini biliyordu.

Her gün o kalabalığın arasından kimseye dokunmadan geçiyordu.Etrafı mutluluktan sarhoş olmuş, kahkahaları yankılanan, aşk şarkıları söyleyen insanlarla doluydu.İçlerinde kendisi gibi yalnız birini bulmaya çalıştı.Bulamadı.O kalabalığın içinde kendini yalnız hisseden bir tek kendi olduğuna inanamadı.O soğuk his kalbine ulaşmadan hızlıca yürümeye başladı.Bir süre sonra durdu ve gökyüzüne bakındı.Elbet böyle hisseden başka biri daha vardı.Onu hissetmeye çalıştı.Tüm kalbini onunla paylaşmayı istedi.Ama biliyordu.Tanrı bugün de onu duymayacaktı.Aynı bir önceki gün yaptığı gibi.Ve ondan önceki.Ve ondan önc..

Kadın çok biliyordu.Bilmediği tek şey ise bir gün hayatının değişeceğiydi.Bunu bilmiyordu, evet ama inanıyordu.Bir gün nefes almasını tekrar sağlayacak biri gelecekti.O adama kapamamak üzere tüm kalbini açacaktı.Ona uzun uzun ve hiç bırakmayacakmış gibi sıkıca sarılacaktı.Onun kokusu ciğerlerini dolduracaktı.Kadın adamın gözlerine saatlerce bakmak isteyecekti.Adam ise sevişirken de bunu yapabileceklerini söyleyip gülecekti.Birlikte sinemaya gitmeye üşenip, internetten indirdikleri filmi evde izleyeceklerdi.Kadın mısır patlatırken tavanın kapağını kapatmayı unutacak ve her yer patlamış mısır olacaktı.Adam her film izlediklerinde kadına bu anıyla ilgili şakalar yapacaktı.Kadın adama yağmurun altında şemsiyesiz birlikte yürümeleri için ısrar edecek ve adam onu kıramayacaktı.Günün sonunda bütün paralarını kağıt havluya yatırmak zorunda kalıp, evde devamlı birbirine sataşacaklardı.Kadın onu sesi güzel olmasa bile karaoke yapmaya zorlayacaktı.Birlikte en berbat sesleriyle tüm şarkıları birlikte söylecek ve en kötü puanı alacaklardı.Hatta zorla sahneden indirileceklerdi.Elektrikler gittiğinde adam kadına korktuğunu söyleyecek, kadın bunu inkar edecek, 5 dakika sonra kadın yalnız kalmak istemediğini ve ona sarılmak istediğini itiraf edecekti.Onu mutlu edebilmek için sevdiği yemekleri gizlice öğrenmeye çalışacaktı.Hepsinin tarifini yazıp, markete koşacak ve bir şeyleri unutmamak için listeyi devamlı kontrol edecekti.Yemekleri büyük bir heyecanla yapmaya başlayacak ve tatlının kıvamını tutturamayacaktı.Adam ise kıvamın tam yerinde olduğunu söyleyince kadın onun yalancı olduğunu söylecekti.Bir kaç dakika sonra gerçekten öyle düşünüp düşünmediğini tekrar soracaktı.Adam tekrar aynı şeyi söyleyecek ve kadının gözlerindeki mutluluğu yaşayacaktı.Onunla gece yürüyüşlerine çıkacaktı.Sahilde bir battaniyenin altına girecek ve abur cuburlarını yerken sohbet edeceklerdi.Hava aydınlanırken adam kadının uyuya kaldığını fark edecek ve onu kucağında taşıyıp eve, yatağına bırakacaktı.Kadın çok uykucuydu ama adama kahvaltı hazırlamak için hep erkenden kalkacaktı.Kadın adamın parfümünü yanlışlıkla kıracak ve aynı kokuyu bulmak için tüm şehri gezecekti.Bulamayınca adama buna ihtiyacı olmadığını söyleyip onu öpecekti.Kadın alkole alışık olmadığından her içtiklerinde adam onu toparlamaya çalışacaktı.Bazen o hallerini videoya çekecek ve sabah kadın kendine geldiğinde ne kadar komik davrandığını ona izlettirecekti.Kadın ona videoyu silmesi için ısrar edecek ama adam onu saklamayı tercih edecekti.Birlikte bir makine alacaklardı.Çekindikleri saçma sapan fotoğrafları içeren bir çok albümleri olacaktı.Bazen küçük şeyleri büyütüp kavga edeceklerdi.Kadın adama bu gece kanepede yatmasını söyleyecek, adam ise sakinleşmesini sağlar diye kabul edecekti.Sabah olduğunda ise adam kadını kanepenin diğer tarafında görecekti.Ya da bunların hiçbiri olmayacaktı.Ama kadın hayal etmeyi hiç bırakmadı.

Kadın kendisinin katiliydi.Düşünceleri,yaptıkları,yapamadıkları,hisleri onu her gün öldürüyordu.Kadın kendisini yüzlerce kez öldürdü.Yorulması önemli olmadı.Öldürmeye devam etti.Her geçen gün daha çok, daha derin bir acıyla öldürdü kendini.İnsanlar ona neyin bu kadar canını yaktığını söylemesini istedi.Sustu.Anlamayacaklarını biliyordu.Hani derler ya anlattıkça rahatlarsın diye.Yalan.Kadın anlattıkça nefes alamıyordu.Kalbi bedeninden ayrılmak istiyordu.O nedenle susmayı tercih etti.Ve onu konuşturacak kişiyi bekledi.Gelmedi.Ama bekledi.Kadın hep hayatını uyandıracak kişiyi bekledi.Ve o adam gelecekti.Evet, bunu bilmiyordu ama buna inanıyordu.

Bir gün gelecek ve acılarımın bedenimden taştığını hissederken bile susacağım.Öyle bir susacağım ki en yakınlarım bile içimdeki yardım çağrılarını duyamayacak.Hislerimi karanlığın derinliklerine gömeceğim.Acılarımı kocaman  bir kutuya doldurup hiç okumayacağım bir kitapmış gibi rafa kaldıracağım.Ve tozunu almak için bile indirmeyeceğim.Kimse ağladığımda ne kadar kendimi parçaladığımı göremeyecek.Kimseye duygularımla oynaması için fırsat vermeyeceğim.Gün gelecek ve öyle bir susacağım ki kimse etrafta hayalet gibi dolaşan acıyla beslenmiş bedenimin farkında olmayacak.

Başındaki piyano solosu beni bitiriyor.

O kadar içtensin ki.

Her şeye o kadar uzak kaldım ki artık uzaklaşmak için etrafımda kimse yok, hiç bir olay yok.Dışarıdan yenilmez görünüyorum ama gerçek o kadar soğuk ki.Böyle uzakta daha ne kadar kalabilirim bilmiyorum.Uzaklaşmam unutmamı sağlamıyor.Zaman hala o yaktığı kitabın sayfalarını çeviriyor.Yeri de zamanı da aklımda hep.Çok şeyim var söyleyecek ama anlatacak kimsem yok.Bazen bir yer bulmaya çalışıyorum aklımda.Sonsuza dek uyanık kalabileceğim.Üzgün hissediyorum ve geriye bakmanın hiç faydası olmuyor.Herkes kalbimi kırmak istemediğini söylüyor.Ama hepsi göz yaşlarımı görmek için etrafıma toplanıyor.Parçalanmamı izliyorlar.Artık yapabileceğim, söyleyebileceğim bir şey yok.Hala hayattayım ve zar zor nefes alıyorum.Parçalara ayrılıyorum.

Hissizlik

Hissizlik beni günler geçtikçe daha sert bir şekilde içine çekiyor.Duygularım azalmış da geri kalanı da beni bir gün terk edecekmiş gibi.Geleceğe dair hiç bir planım yok.Bunu düşünmeyi de erteliyorum.Uzaklaşmak istiyorum devamlı.Nereye gidersem gideyim devamlı uzaklaşmak istiyorum.Yaralarımın hepsi açık.En ufak dokunuşta zarar görmemek için duygularımı uzaklaştırıyorum.Eskiden insanları uzaklaştırırdım kendimden.Bu sefer duygularımı uzaklaştırmaya başladım.Peki ya sonunda geriye ne kalıcak?Gücümün kalmadığını suskunluğumdan anlıyorum.Sanki savaşmaktan vazgeçiyorum.Her şeyden vazgeçiyorum ve içimde yaşamaya başlıyorum.Kendimi toparlayacağıma inanmıyor gibiyim.Cidden dibe battım.Tamamen kayboldum.Kafam o kadar karışık ki uyuyamıyorum.Gözlerimi kapatıyorum ama düşüncelerimden çıkamıyorum.Hırpalanmış ve kalıplandırılmış gibiyim.Unutmaya çalıştım.Unutmuşum gibi rol yapmaya çalıştım.Ama bu beni aşıyor.Benim için artık şarkıların anlamı yok.Filmler ise sadece görüntüden ibaret, duygu barındırmıyor.Kitaplar sadece kafamı meşgul ediyor, düşüncelerimden bir süre uzaklaşmamı sağlıyor.Şimdi sadece hayallerim var.Gerçekleşmeyeceğini düşündüğüm için beni heyecanlandırmayan hayallerim.Hiç bir şeyin anlamı yok.Yarı ölü yaşıyorum.